Memede Fibrokistik Değişiklikler (Fibrokistik Meme) Ne Demektir? | Prof. Dr. Zeki HOŞCOŞKUN

Prof. Dr. Zeki HOŞCOŞKUN

Memede Fibrokistik Değişiklikler (Fibrokistik Meme) Ne Demektir?

Kadınlar ilk âdet görmeğe başladıktan itibaren âdetten kesilene, bir başka deyişle menopoza kadar her adet döneminde memede âdetlere paralel olarak ortaya çıkan, görülen normal değişiklikler olmaktadır.

Bu değişiklikleri şöyle anlatabiliriz: Tıbbi olarak, âdetin bittiği gün değil de, başladığı gün 1. gün kabul edilir. Buna göre âdetin 8. gününde meme en küçük büyüklüktedir. 8. günden sonra meme gittikçe büyümeğe başlar.

Bu büyümenin nedeni şunlardır:

1. Memede su toplanmağa başlar. Tıp dilinde buna ödem denilmektedir.

2. Memede yeni kan damarları meydana gelir

3. Memede yeni süt bezleri meydana gelir

4. Memede yeni süt kanalları meydana gelir

5. Memedeki süt kanalları etrafındaki bağ dokusu(fibröz doku) dediğimiz kulak kıkırdağı sertliğindeki dokuda artış meydana gelir.
Sonuçta âdete birkaç gün kala (1 hafta 10 gün gibi bir süre) meme 8. gündeki büyüklüğüne göre %50 oranında büyür. Meme bu dönemde hassalaşır, ellendiğinde acıma ya da ağrı hissi duyulabilir.

Âdetin başlaması ile birlikte bu değişiklikler gerilemeğe ve kaybolmağa başlar. Şöyle ki: toplanan su tekrar kan damarlarına döner, yeni meydana gelen kan damarları, süt bezleri ve süt kanalları kapanır tıkanır; artmış olan sert bağ dokusu ise erir, kaybolur. 8. günde meme yine en küçük boyutuna gelir ve sonra tekrar büyümeğe başlar. Tüm bunlar normal fizyolojik (yani normal, olağan) değişikliklerdir ve senede 12-13 kez, bir ömürde ise 400-500 kez olur. Bu kadar çok sık olan bu normal değişikliklerde zaman zaman ufak tefek, küçük bazı sapmalar olabilir. Bu sapmaları şöyle özetleyebiliriz: Kapanması gereken süt kanalları ve süt bezleri bazı yerlerde kapanmadan açık kalır yani içinde su dolu kesecikler oluşur. Biz bunlara KİST diyoruz. Eriyip kaybolması gereken sert bağ dokusu, bazı yerlerde tamamen eriyemiyor ve küçük sert doku alanları (Bunlara FİBRÖZ ALANLAR diyoruz ) meydana geliyor. Bir sonraki âdet döneminde bu kist ve fibröz doku değişiklikleri bazı kimselerde tamamen düzelebilir veya artabilir ve zamanla büyük ele gelen şişlikler tarzında ortaya çıkar. Bu değişikliklerin hangi yöne doğru gideceğini önceden kestirmek pek mümkün değildir. Bu olan değişikliklerin hepsi normal kabul ediliyor; çünkü her kadında görülüyor, sadece görülme yaşında farklılıklar oluyor. Yani kiminde 20 kiminde 30, kiminde 50, hatta 70 yaşında bile görülebiliyor. Bunların neden olduğu en önemli yakınma, adete yakın dönemde memede AĞRI, hassasiyet ve acıma hissidir.

Bu yakınmalar yanısıra bazen, meme başından kirli grimsi, yeşilimsi, kahverengi, kirli sarı ya da kanlı tarzda akıntı da yakınma olarak görülebilir. Kanlı akıntıların sadece %10 -15 ‘i kansere bağlıdır. Geri kalan %80 – %85 ‘ i ise intraduktal papillom ya da fibrokistik meme değişiklikleri gibi iyi huylu hastalıklara bağlı olarak görülürler. Kanser ile diğer iyi huylu hastalıklar arasında ayırıcı tanı yapabilmek için hastanın yaşına göre Mamografi ve/veya USG çekilmesi ve aynı zamanda akıntıdan örnek alınarak patolojik inceleme (sitolojik inceleme) yapılması gerekir. Bunun yanısıra kistlerin içerisinde yukarıda bahsettiğimiz renklerde sıvı bulunabilir. Bu sıvıların da enjektör ile boşaltılarak sitolojik incelemeye gönderilmesi gerekir.

İşte bu değişikliklerin tümüne yani yer yer kistik alanlar ve yer yer de fibröz alanlar olan bu değişikliklere FİBROKİSTİK DEĞİŞİKLİKLER (FİBROKİSTİK MEME) denilmektedir. Böyle değişikleri olan memeler elle muayene edildiğinde ele birtakım şişlikler, sertlikler gelebilir. Bir başka anlatım ile memede değişik sert şişlik ve kitleler elle hissedilebilir ve bunlar kısmen hassas ve ağrılıdırlar. Bunların en iyi ya da bir başka deyimle en fazla hissedildikleri ve memede ağrının en fazla olduğu dönem adete yakın dönemlerdir. Yani âdete bir hafta 10 gün kala bunlar daha fazla kendini gösterirler.

Bunlar kansere dönüşmezler. Yani korkulacak bir şey yoktur. Ancak bazı fibrokistik memelerde kanser gelişme ihtimali birazcık daha fazla olmaktadır. Bunlar, mikroskop incelemesinde hücrelerde aşırı çoğalma ve atipik görünüm olanlardır. Dikkatinizi çekmek isterim ki, kansere dönüşme değil de; bu fibrokistik zeminde kanser gelişme ihtimali, bu değişikleri taşımayan memelere göre biraz daha fazladır. Ancak bu da abartılacak oranda değildir. Bir başka deyişle, bu değişiklikleri olan bir kimsede kanser fobisi denilen, her an “acaba bende kanser var mı, ne zaman kanser gelişecek?” gibi düşünceler ile hayatın karartılmasını gerektirir bir boyutta korkulacak bir durum yoktur. Yapılacak şey şudur; bu değişiklikleri olan hastaların senede bir kez doktor kontrolüne gitmeleri uygun olur. Bu durumda kanser gelişse bile erkenden teşhis edilir ve meme alınmadan tedavi ile kanserden kurtulmuş olunur. Kanser yenilmiş olur.

Ağrı yakınmasına karşı mutlaka gündüzleri sütyen kullanılmalı, âdete yakın dönemlerde ise her zamankinden bir numara küçük (büyük değil) sütyen kullanılmalı. Böylece memelerin sarkması önlenir ve sarkmaya bağlı ağrı kaybolur. Bu durumu şuna benzetebiliriz: Şehirlerarası uzun bir otobüs yolculuğunda; yolculuğun sonunda otobüsten inildiğinde bacakların şiştiği ve ağrıdığı herkesin bildiği bir durumdur. Aynı yolculuğu otobüste koltuğa oturarak değil de yatarak yapıldığında yolculuğun sonunda bacaklarda şişme ve ağrıma olmadığı da bir gerçektir. İlk yolculukta bacaklar koltuktan sarktığı için şişme ve buna bağlı ağrı olmaktadır. Oysa yatarak yolculukta böyle bir şey olmamaktadır. Memeler de doğal olarak sarkan bir organdır. Sarkınca şişme ve ağrı olacaktır. Sütyen bu sarkmalar engelleyecek şekilde sıkı olur ise, şişme ve ağrı olmayacaktır. İşte onun için sıkı sütyen tavsiye ediyoruz. Sütyen sabah yataktan kalkılınca takılmalı ve gece yatıncaya kadar çıkarılmamalıdır. Ayrıca ağrılı dönemlerde aspirin dışındaki herhangi bir ağrı kesici kullanılabilir.

Fibrokistik değişikliği olan hastalarda bunun dışında kendisi hormon olmayan ama bir bakıma hormon düzenleyicisi diyebileceğimiz bir ilaç kullanımı olabiliyor. Ancak bu ilacı kullanan hastaların yarısında ilaç kesildikten sonraki bir yıl içerisinde yakınmalar yani ağrı tekrar başlayabiliyor. Ama tekrar aynı ilacı kullanmak tabii ki mümkün. Elbette bu ilaç tedavisinin doktor kontrolünde olması gerekir.

Fibrokistik değişikliği olan hastaların en belirgin yakınması ağrıdır. Eğer ağrı, ağrı kesici ilaçlar ile kontrol altına alınamıyor ve hastanın hayatını çekilmez kılacak düzeyde şiddetli ise o zaman cerrahi tedavi gerekebilir. Şöyle ki: Meme derisi ve meme başı yerinde bırakılarak yani korunarak meme dokusu tamamen alınıyor ve yerine estetik görünümün bozulmaması için silikon yerleştiriliyor. Fakat bu ameliyat çok az hastada gerekli olmaktadır. Uygun, düzgün ve doğru sütyen kullanıldığında; çoğu hastanın şikayetleri geçmektedir.


Herhangi bir sorunuz varsa lütfen iletişim bölümünü kullanınız.